27 Temmuz 2015 Pazartesi

Rita'yla sahneye dogru

Ne iş yaparsan yap, o işi hakkıyla yap!


Bir akşam yemeğinde, çok yakın bir aile dostumuz oğluna şöyle demişti: “Hangi mesleği seçersen seç, ne iş yaparsan yap, o işi hakkıyla yap!  Lağım temizliyorsan dahi işini küçümseme! Sen işini küçümseyip, baştan savma yaparsan, insanlar da seni küçümser!”
Nedense bu cümleler aklımdan bir daha çıkmadı. 15 sene boyunca elimden geldiğince her işime uygulamaya çalıştım bu nasihatı.
Pole yaşamımda da hep aklımda tuttum. Pole benim kendimi en iyi hissettiğim alandı ve para kazanma stresinde dahi karambole getirmemeye çalıştım dansımı. Adı üzerinde ‘pole dance’. İşimi küçük görenlere hiç bulaşmadım ve at gözlüklerimi takıp yoluma devam ettim.

Aradan geçen haftalar işime verdiğim emeğin en güzel meyveleriydi. Her hafta bir öncekinden daha iyi oluyordu. Kostümler, koreografiler, sahnede dans eden Rita.. Çoğu zaman kendimi videoda izlerken şaşırıyordum. Hata yaptığım yerleri düzeltirken yeni hareketler çıkıyordu ortaya. Ve bir sonraki hafta için motivasyon oluyordu.

Sahne günleri muhakkak prova aldım. Işıkçı ve Dj le beraber o gün yapacağım koreografiye tam hazırlandık. -Prova anılarımı da yazmalıyım sonra-


Herşey iyi, güzel. Peki bu koreografiler nasıl çıkıyor?

Sanırım bunun en güzel yanıtını “En İyi Pole Dansçı Erkek Arkadaşlığı” na aday Ömer verir. 

Koreografiler cuma ve cumartesi sahnede olacak.
Ben salı gününden kafayı yemeye başlıyordum. Şartlamışım kendimi bir kere, en iyi ne yapabiliyorsam o olacak diye. Stresten ölürcesine gelmek üzere olan o ulu cuma ve cumartesi geceleri.

Herşey istediğim gibi ve hazır olmalı. Bu süreç içerisinde ben de kendime bir liste çıkarttım.

Rita The Moon Sahne Hazırlığı





1. Şarkını seç 
2. Koreografiyi hazırla
3. Kostümünü yap
4. Aksesuarlarını hazırla
5. Prova, prova, prova



*Not: Madde madde yazarken son derece sade ve basit görünen bu hazırlık, gerçek hayatın binlerce aksiliği ve değişikliğiyle harmanlanıp muhteşem bir kaosa dönüşebiliyor. 

1.Müziği seçmek!

Müzik seçimlerinde nerede, kime sahne aldığınız çok önemli. Kitlenin müzik zevki ve beklentisi, billionaire de geçirdiğim zamanlarda beni daha popüler, köklü, iniş çıkışları belirgin şarkılara yöneltti. Koreografinizin iyi olması yanı sıra seçtiğiniz parçanın zevke hitabıyla 5 dakikanızı daha büyük gösterebilirsiniz.
Müzik seçiminde ikinci en dikkat ettiğim husus da; parçanın çok uzun süre hızlı olmaması. Zira gaza gelip spin*i fazla alınca, tepede bir sürü sorun yaşanabiliyor. Ayrıca sizi sahne de çok yormama özelliği de var. (Prodigy le sahnede olduğumu düşünemiyorum mesela, birden koşup stagedive** falan yapabilirim.)

2. Koreografiyi hazırla!

Parçayı seçtikten sonra yapılacak en güzel iş kusana kadar parçayı dinlemek. Her bir notasını sindirmek ve binlerce koreografiyle kafada canlandırmak.
Ben parçanın kendi koreografileri olduğunu düşünüyorum. “Burda şu hareket var. Evet!” diyor bir zaman sonra parça size. 

işte tam da o hareketleri koyup bir iskelet yapmayla başlıyorum işe. Dönüş, düşüş, ters duruş gibi insanları heyecanlandıracak iskeletleri yaptıktan sonra işin süsüne geçiyorum. Başlangıç ve bitiş bir sonraki aşama seçimim. Oralarda yapıldıktan sonra geçişler, iskeletteki harekete giden yolda ihtiyaç duyulan alt hareketler. Ve tüm bu süreç genelde benim 3-4 günümü alıyor.

                                        

Bu nereye koreografi hazırladığınıza göre de değişir tabi. Ben çıktığım kulüpte çok risk almadım -risk almamam özellikle istendi- daha sade koreografilerle ilerledim. Fakat söz konusu bir yarışma olduğunda, evet, 1 sene bile sürebilir koreografinizin temiz bir hal alması.

Koreografileri hazırlarken bir diğer husus da dinlenme noktaları benim için. Direk üzerinde ne kadar uzun soluklu kalabildiğinize göre değişebilse de, (yorulmamış olsanız dahi) inip tekrar direğe çıkma hem size ihityacınız olan spini, hem de seyirci ilgisini kazandıracaktır.
!! Jenyne butterfly ın 5 dakika hiç direkten inmemesi de ayrı bir tapılası yetenek ve kondüsyon tabi!!

Ben her koreografimde şunu yapıyorum mesela;
Parçayı hatim ettikten sonra elime kağıdı kalemi alıp parçanın kaç dörtlüğü var, nerede yükseliyor, kaç saniye sürüyor vs. yazıyorum. Daha sonra ardı ardına combolar geliyor. 

(gülmeyin şimdi tamam mı?)
spin spin spin, tırmandın, invert, inside leghang, ordan paaat allegra, hoop döndür kendini outside a geç, bekle bekle acele etmeee, bir anda yüksel hoop superman, baam ordan shoulder mounta çık, ver elini brasmonkey e geç, çat drogonfly ı yapıştır.. “

Bu gerçek notlardan alıntıdır. Hiç bir zaman yapamadım bu combo sürüsünü! Yazarken ya da kurgularken sizin için saniyeler ve nefes o kadar boyutlu ve yeterli geliyor ki, çıkıp denediğinizde muhtemelen ilk 4 harekette o kasırga gibi olan nakarat bitmiş oluyor. Ya da yapacağım diye canım allegra 2 salisede geçip boşuna size efor sarfettiriyor ve anlaşılmıyor.

Bunları da hesaba katıp, gerçekçi olmak lazım işin kısası.

3. Kostümünü yap!

Canım arkadaşlarım! Ne çektim ben o sahne kostüm hazırlığında. Ne paralar harcadım bilinmezliklere. Ama etrafımda işini bilen o kadar güzel insanlar vardı ki, herşeyi çözdük beraber. 


Eminönü yolları taştan, yar janjanlı boncuklar siz çıkardınız beni baştan!

Arkadaşlarımın yardımları ve destekleriyle, sütyen nasıl kaplanır, boncuk nasıl dikilir, kumaş ne kadar esner öğrendim. Hatta bu toto arasına giren donların kalıbı nasıl birşeydir onu da hayretle gördüm. Burdan tekrar binlerce teşekkür hepinize! (adınızı yazsamıydım ki ya?)

Etrafa kulak asmadan iç çamaşırı yapmayı bilen, kaliteli taş ve kumaş satan yerlere bizzat gitmiş olan eş dosttan tavsiyeyle yaptıracak yer sormanızı dilerim. Diğer türlü bir don sütyene 350 tl ödeyebilirsiniz.

Direk üzerinde hareket kabiliyetinizi etkilemeyecek şekilde değişik binlerce tasarım yapabilirsiniz. Ve bence kendiniz girişmelisiniz. Hem ufkunuz genişler elinize hobi olur, hem de sahne öncesi bir sökük ya da bir uyumsuzluk yaşadığınızda onu düzeltmekte güçlük yaşamazsınız.

4. Aksesuarlarını hazırla

Demin bahsettiğim hareket kabiliyeti konusuna bir daha döneceğim bu başlık altında. Sütyen bölümünden sarkan ince sicim altınlar vardı ve külot kısmındaki taşa takıldı mesela. Bu da kurtaramazsanız mütemadiyen Thuck spin***de kalmak demek.

Omuzdan sallanan rütbe gibi püsküller, pelerinler, kuyruklar boynunuzda ve kafanızda kullanabileceğiniz taşlarla süslü tasmalar, vücut geçiçi dövmeleri, simler, yüze yapıştırılan taşlar.. bunlar sizin aksesuarlarınız.. hatta belki şemsiye, peluş büyük yelpazeler..

Bunlar konusunda da seçici ve özenli olmanız gerekiyor. Sahnede bel ipi çözülmeyen bir kuyruğum vardı mesela. Çıkartmam gereken zamanda ipini çekip çekip durdum ve gülmeye başladım. En sonunda o da bana direnmeyi bırakıp çözüldü. İpinin süet ve uzun olması işleri güçleştiriyormuş mesela.
             
                               


Sırtınıza aldığınız pelerinin ayakkabınıza dolanma riski gibi olumlu ya da olumsuz herşeyi düşünmelisiniz. Bunun için de prova almak en iyi çözüm.

Saçınızı, makyajınızı da daha önceden denemenizi tavsiye ederim.

5.Prova, prova, prova


Koreografiyi baştan sonra 5-10 kere yaptığınızda bazı hareketlerin fazla, bazı hareketlerin yetersiz olduğunu görecek, parça üzerine en iyi şekilde oturacak haline kavuşturacaksınız.

Eğer ilk sahne deneyiminiz olacaksa ‘kardeşimin bana en değerli tavsiyesi’ olan evde küçük bir gösteri yapıp, arkadaşlarınız önünde şovunuzu sergilemenizi öneririm. Bu hem insanların fikirlerini almanız açısından hem de stresinizi atmanızda faydalı olacaktır.

Şovdan önce kostümlü prova da almalısınız. 







Bütün bunlar yolunda gider ve gönül rahatlığıyla sahneye çıkarsınız dersem büyük yalan söylemiş olurum. Saçınız olmaz, rimel evde kalır, taksilerin gelmeyeceği tutar, şovdan önce direğe dokunan gogo dansçıların ellerinde vücut yağı direği kaygan yapar, üzerine işlemek için aldığınız sütyenin içinden yağlı silikon destek çıkar ve her iğne batışında o yağ daha da akar, sandalyeyle başladığınız şovda direkte pole kick yaparken sandalye izleyicilerden birinin kafasına uçar, regl olursunuz, müzik erken başlar, ışık yanmaz, tam ısınmadan acil sahneye çıkmanız gerekir.. daha neler neler.. Bütün bunlara hazırlıklı olmalı ve soğukkanlı yaklaşmalısınız.

En önemlisi şovu asıl güzel yapan tüm bu aksiliklerle baştan yazılmış o andır!


Stay on pole
Rita The Moon

8 Haziran 2015 Pazartesi

Rita The Moon olmak..


...
        Her zaman ki gibi yine elim ayağım birbirine girmiş durumda. "pole gribim*!!!! gribim nerde?!!"

        Organizasyon şefi ;
        "Direkçi hazır mı? son 4 dk!!!!"

        "İyisin! iyisin! Sakin ol... 1234, 5678,1234,5678.. " yine kendi kendime konuşuyorum. Aynada son kez pelerinimi ve üzerimi düzeltiyorum. "Yeterince ısındım mı acaba?"  Isınma adı altında girdiğim şekilleri hiç yazmıyorum.

        O bitmeyen son 4 dakika!!!

        Soyunma odasında diğer dansçılar bana hayret içinde bakıyorlar. "Düşmekten korkuyorum!" diyorum. "Saçmalama.. Hem düşsen ne olacak. Çaktırma yeter!" diyorlar ingilizce.
Sakinleşmem gerek..

         "Senin sahnen! Hadi!" organizasyon şefinin sesi hala kulaklarımda! O an bana ölüm fermanımı yazan bir cellad benim için. Son bir kez aynaya sonrada bana gülümseyip beni yüreklendiren dansçılara bakıyorum.
       "Hazır mıyım?"
        Daha hazır değilim!!!! Kafamda iki düşünce var biri ölmek, ikincisi koşarak oradan kaçmak.

        Şu stresli an bittiğinde içimde patlayacak haz duygusuna güvenerek kapıya doğru ilerliyorum. Kapıda iki koruma bana sahneye kadar eşlik edecek.
         Kulübün vip açılış partisi. Etraf alabildiğine insan dolu. Patlayan şampanyalar, garsonların koşturması, artık neredeyse algılayamadığım müzik.. Pelerinimin kapişonunu ağzıma kadar çekip sıkı sıkı sarılıyorum.

         Herkes bana bakıyor.
         Nedense o an beni aşağılar gibi baktıklarını düşünüyorum. Diğer insanlar gibi.. Pole yapanların striptizciden ibaret olduklarını düşünenler, çok iyi dansçılar oldukları halde kulüplerde dans ettikleri için onlara etmiş gibi bakanlar, pole dans yapıp kulüpde dans etmeyi uygun görmeyen pole dansçılar, bir türk kızının pole dans yapmasının örf ve adetlerimizce hakaret olduğunu söyleyenler.. sanki hepsi orada toplanmış gibi hissediyorum!
         Çaresizlik kaplıyor içimi o an. Kötü bir şey mi yapıyorum acaba!
         Topu topu gideceğimiz 20 metre sahne yolu oluyor sana, hac yolu.. Resmen kendimle savaşıyorum! Kafama güzel bir düşünce getirip ona sarılabilsem..

         İçimdeki heyecanı bastırabilmek için yapacağım tek şey sahnede dikili duran direğe bakmak! Korumalarla sahnenin yanında durup DJ in benim şarkıma geçiş hareketini bekliyoruz..

          Işıkçıyla haberleşiyor DJ.
       
         "1234,5678...1234,5678..." düşünmemeye çalışıyorum. Koreografimi düşünürsem hiç bir şey hatırlamıyor muşum gibi gelecek, ve telaşa kapılacağımı biliyorum. sakinim... o panik halinde bile suratımı kalıptan çıkarmışsınız gibi bir gülümseme var. Ve yine kendi kendime konuşmaya başlıyorum.. Bekledikçe        -ki emin olun o 1 dk geçmek bilmiyor- daha da geriliyorum.
       
        " İyi misin?" korumalardan biri sıkıp kangren ettiğim elini sallayarak soruyor.
        "Bilmiyorum." Diyorum. "galiba sahne korkum var!" . Gülümsüyor..
–o kocaman sert görünüşlü adamların gülümsediğinde ne kadar güven hissettirdiklerini tahmin edemezsiniz-
 
         "
Provalarda izledik seni. Çok iyisin! Kendine güven!” diyor. 



         Ve evet DJ den onay geldi.

         Korumaların güvenli ellerinden ayrılıp, ayaklarının üzerinde hiç durmamış yavru ceylan gibi titreye titreye sahne basamaklarını çıkıp pozuma giriyorum. Deminden beri düşündüğüm tek şey olan pozuma girdikten sonra planım eğlenmek.  Ve müziğimin başlamasıyla ayaklarımın bağı çözülüyor, kafamdaki endişe karmaşası yok oluyor. 20 saniyedir tuttuğum nefesi verip yerine yep yeni, tap taze kocaman bir nefes alıyorum..

        - Pole dance a başlayalı 11 ay oldu ve ben bu işin ne kadar zor, ne kadar emek isteyen bir spor/sahne sanatı olduğunu duyurmak için çok uğraştım. İnsanların ön yargılarını yok etmeye çalıştım. Bunu yapabilirim! Çünkü ben mutlu olacağım ve ben mutlu olduğumda insanlar iyi bir show izleyecek... -

     


         İçimden çığlıklar atıyorum!
         Hayatımda ki en özel ve güzel anlardan biri!
         Bu kadar severek yapacağım başka birşey düşünemiyorum bile!
         Enerjimin insanlara ulaştığını görüyorum.. Beni aşağılarmış gibi olan suratlar hayretle bakıyorlar, gülümsüyorlar, alkışlıyorlar. Sahne öncesi güvensizliğim insanların tezahüratlarıyla yok olup gidiyor. Onlarla beraber daha yukarı, daha yukarı tırmanıyorum.





          Şarkı bittiğinde sanki tüm süre nefes almamışım gibi kalbim çarpıyordu. Son bir reverans yapıp, pelerinimi omzuma attım. Evet hayatımın en güzel 5 dakikasıydı bu!
          Ve evet! Utanmam ya da üzülmem için hiç bir sebep yok!
          Artık official Rita The Moon um ve ilk sahnemi aldım!!

          Hayatımı değiştirip Pole dance eğitmeni ve performansçısı olmaya çabaladığım 7 ay öncesindeki insana çok ama çok güzel bir başlangıç yarattığımı görüyorum şuan.
          Ellerimi yıkamak için tuvalette yöneldiğimde insanlar beni durdurup tebrik ettiler. Ama ingilizce.. Türk olduğumu söylediğimde daha da güzel yorumlar aldım ve bir sürü pole a başlamak isteyen insanla konuştum.

        Çalışanlar ve erkek arkadaşımın tebriğiyle mekandan ayrıldık. Arabada bana dönüp;
        "  'İşi bırakıp, pole a kendimi adayacağım!' dediğinde sana inandığımı ve her zaman yanında olacağımı söylemiştim. Bu gece burada yaptığın şey senin pole dansa ne kadar inandığını ve korkusuz olduğunu gösterdi! Seninle gurur duyuyorum! "

     
       




*Pole grib: magnezyumlu bir krem. Ellerimiz terleyip, pole da kaymayalım diye kulanıyoruz. (sadece ele değil tutunacak bölgelere sürebiliyoruz. Bacak, kol vs.)