4 Temmuz 2016 Pazartesi

Canım pointlerim, güzel pointlerim



Pazartesi keyfiyle yazmak..


Herkese selamlar
Bu yazımı daha bireysel tutmak ve uzun zamandır yaşadığım heyecanları size aktarmak isterken, yine kendimi yararlı bilgiler arasında buldum.


Yazmadığım dönemlerde arada evlendim, kanserli kedimi kaybettim, Uluslararası Pole dans&fitness sertifikamı aldım, Avrupada geçerli EHFA personal training sertifikamı aldım, evimi yeniledim, düğünümün organizasyonu için bizzat kolları sıvadım, Yunanistan pole kampına gittim (GSPC 2016) daha şuan hatırlamadığım ne maceralar yaşadım.
Bunların hepsini yazmak istedim fakat bir türlü vakit bulamadım. Şimdi kolları sıvayıp bunları anlatacakken yine gözüme takılıp kaşlarımı seğirten bir konuya dalmış bulunmaktayım.


Tavşan deliğinden aşağı iniyoruz yine..

Bu bir ayak.
Burada başlıca kemikleri, kasları ve tendonları görebiliyoruz ve birazdan hepsinin adını unutacağız. En azından ben bir türlü ezberleyemedim.
Ayaklar bizim en en değerli uzuvlarımızdan biri. Keza gün boyu yapmadığımızı bırakmıyoruz. 






Pole da ise durum biraz değişiyor.
Pole da ayak dayamalı ve floorworklu bölümler hariç genelde onları bacağımızın çizigisinin sonsuza giden mükkemmel yerleri olarak kullanıyoruz.
çok istisnai bir durum olmadıkça (iron x, brassmonkey split vs. ) kendilerini “point” dediğimiz plantar fleksiyon durumunda tutmak hem göze (rica ediciğim) hem de bacak kaslarının kullanımında ve bazen de hareketler arası geçişlerde olası yaralanmaları önlemekte birebir yöntemdir.


Nedir bu plantar fleksiyon ?






                                                                                                                 Çizimde sağ  tarafta 
                                                                                                              plantar fleksiyonu

                                                                                                              görüyoruz.







Derslerde sıkça söylediğimiz "Point" Bale terimi olarak, ayağın plantar fleksiyonudur
Ayağınızı bir kaç kere point yapmayı deneyebilirsiniz şimdi. Bacağınızın arka alt bölümündeki kalf diye tabir ettiğimiz kasın nasıl kasıldığını hissedebiliyor musunuz?

işte bu da o kaslar!
Sevdiceklerimiz Gastrocnemius ve Soleus kaslarımız! 

En sık yaptığımız hareket eylemi olan yürümekte de ayağımızı dorsal ve plantar fleksiyon durumlarından geçirdiğimizi de hatırlatmak isterim. (hatta yapabilirseniz ayağa kalkıp bunu test etmelisiniz. ) Hızlı yürüyeceğim diye, koşma hızında yürümeye çalıştığınızda ayağınızın dorsal felksiyonda kalmasıyla bacağınızın ön alt tarafına kramp girmesini de yaşamış olmalısınız. (en azından ben ilk defa yürüyüşe çıktığımda başıma 2-3 kere gelmişti.) 


Gel gelelim bu pointlerimizin şekline şemaline

Türlü türlü pointler var. Benim gibi 26 yaşında pole dansa gönül vermiş ve hiç bir dans geçmişi olmayan biriyseniz, o pointlerin güzelliğini alması baya zaman alıyor. 
Bale geçmişi olan arkadaşlarıma hep aşk dolu gözlerle bakmıştım. Pointleriniz için bir kaç egzersiz paylaşıp, öğrencilerimde sıklıkla gördüğüm ve önüne geçilebilir ciddi bir probleme değinmek amacım. 


bu benim en sevdiğim egzersizlerden biri. 

Haftada 1 bile yapsanız kar, kardır! Başka türlü o güzelim arch* lar olmuyor. Bir de tabi anatomik yapınız uygun olmayabiliyor. Buna da dikkat etmelisiniz. Zorla güzellik olmaz diyelim. 



Sıkıntılı süreçler, yanlış teknik, hassas ayar


Ayaktaki kasların point e alışması bir süreç. 
Evet! Kramplı, ağrılı ve emek gerektiren süreç. 

En sık karşılaştığımız problem ise, yine terimlerle birlikte geliyor. 

Sickled ve Winged (orak ve kanat)  foot




Yine birkaç terimle kafanızı bulandıracağım. Plantar ve dorsal fleksiyonu anladık, peki ayak başka hangi eklem hareketlerine izin veriyor. Ayağınızın bilekten sağa sola doğru oynadığını biliyor muydunuz? 

Bunlar pronasyon (eversiyon) ve supinasyon (inversiyon) hareketleri
Genelleme olarak belli dereceleri var lakin, değişkenlik gösterdiği için pek de genelleyemiyoruz. 

Pronasyon ayağın dışa doğru hareketidir. Supinasyon ise tam tersi ayağın içe doğru hareketi oluyor. Sık masa altında yaptığımız bir hareket aslında. Peki bu hareketler ciddi problemlere dönüşür mü? 




Öncelikle ayaklarımız bizim ağarlığımızı taşıyan mükemmel uzuvlarımız. Ayak bileklerimiz ise burda çok çok önemli durumdalar. Pronasyon poziyonunda kalça diz ve ayak bileğimizden geçen çizgi ciddi şekilde bozulabiliyor. Ayak bileği iç kısma doğru kayıyor ve mükemmel iskelet sistemimizde bozulmalar yaşanıyor. Dizler birbirinden uzaklaşırken dizde içe dönme, haliyle kalçada da kemik deformasyonlarına neden oluyor. 






Hey! Ciddi şeyler anlatıyorum. 

Ne olur sıkılmayın, çünkü çok önemli!

Pek çok öğrencimde pointlerin içe dönük olduğunu görüyorum! İşte bu sickled (orak) ayak durumu, bu da terimsel olarak ayağın supinasyonudur. Estetik olarak görünüş bozukluğunun dışında komple bacağınızın yani binanızın temelinin de etkilendiğini unutmayın. 





Bacakları turnout (dizlerin ve ayakların dış taraflara bakması) yapacağız diye, ayak bileklerimizde önüne geçilebilir hatalar yapmamak lazım. 
Bunun için güzel egzersizler buldum. 
Sizinle bunları da paylaşmak isterim.




İhtiyacınız olanlar bir terebant ve tenis topu. 










Özellikle topuklu ayakkabılarla pole üzerinde gezinirken doğru point hareket genişliğinize de faydalı olacaktır. (pole kicklerde ayağın pole a takılması mesela)
Althea Austin'in ayak egzersizlerini içeren dvdsini de öneririm. 
Umarım bu makale sizin için faydalı olur, umarım o pointler gün geçtikçe kendinden geçer, geçtikçe gözlerimiz bayramlardan bayramlara koşar!

Hepinize iyi Bayramlar!
İyi tatiller!
İyi egzersizler!
Ohh çok özlemişim yazmayı!

Sevgiler


















3 Şubat 2016 Çarşamba

Öğrencilerle Müsamere keyfi





Fırlattım kalbimi sahnenize, gözlerim doldu hep!
Olduğunuz gibi güzel, hissettiğiniz gibi güçlü..
Gurur duymaktan öte, bir parçam sizlerle gibi hissettirdiniz bana. Kendi esanslarınızla parıl parıl parladınız. Kendimden geçip bana bir bütünün parçaları olduğumuzu ve beraber güçlendiğimizi gösterdiniz.
Canım öğrencilerim.. Sizin öğrenciniz olacağım günlere..
Teşekkür Ederim
                                                                                                        





Herkese kocaman sıcacık bir Çarşamba akşamından merhaba!

Ilklerin zamanını yaşadığım şu son 2 sen
edir yine bir ilk kapımı çaldı. 
İlk defa bir müsameremizde benim de öğrenci gruplarım vardı ve hazırladığım koreografileri sahnelediler. Hem de üzerlerinde tasarlayıp diktiğim kostümlerle!!
Sahne de öyle büyüdüler, parladılar ki kendimi hep ‘Ay makyajım bozulacak, ağlamayayım!’ derken buldum. 



Her biri ayrı heyecanlıydı.
Ben?
Ben onların heyecanını 10 la çarpıp üzerime almış gibiydim.
En son elimde kostüm ‘Birini eksik getirmişim AAAA’ diye bağırırken, öğrencimin ‘Hocam sakin olun, elinizde!’ demesiyle kendime geldim.
Baktım gerçekten elimde. Emin olamadım saydım, gerçekten unutmamışım. Tabi gülmeye başladık halime.
Sahne de koreografiyi tam yapamamak için bir sürü mazeretimiz vardı. Pek çok hata yaptık, ama çok eğlendik. Hatalarımıza güldük, yapılması gerekenleri öğrendik. Bazı yerlere öyle güzel başka hareketler koyduk ki, bir sonraki koreografilerde kesinlikle kullanacağım dedim. 



 Thinky Pinky grubumla sahne sonrası 


Ben onları nefesimi tutup izledim. Onlar da verdiğim nefes oldular. İzleyicilerin önünde öyle büyük gülümsediler ki kimse o hataları görmedi. ‘Bir dahakine’ dedik, ‘daha çok çalışacağız!’ kocaman sarılıyorum yine size!

Thinky pinky
Purple Chains
Booly Mary
Last Trio

Bunlarda grup isimlerimiz. 




Bloody Marry 




Bloody Mary ve Last Trio gruplarıyla sahneyi paylaştım. Tabi ki ben onlardan yine daha çok heyecanlıydım. Ta ki içlerinde panik ataklar başlayıncaya kadar. O an durdum,  gözlerinin içine bakıp, ‘çıkın ve eğlenin!’ dedim. ‘Yeterince çalıştınız, şimdi eğlence zamanı’ .
Onlarla beraber şarkının girmesini beklerken, son bir gülümsememiz var.
O çok tatlı bir an.
‘Sizin yanınızdayım!’ Gülümsemesi sanırım. Bilmiyorum. O an paha biçilemez anlardandı!

Bizden başkaları yok muydu? Ne diyorsunuz... Ortalık fırtınaydı. Herkes özenerek, sıkı çalışarak sahneye gelmişti. Her bir Show birbirinden güzeldi. Tam bilemiyorum, heyecandan, 17 ya da 21 grup sahne aldı. Solo performans çok yapmak istesem de ne vakit bulabildim ne de güç.  Kaldı ki Sevinç ve Zeynep’in solo performansları o kadar iyiydi ki biz de solo yapmış kadar olduk.

Last Trio’nun benim için ayrı bir anlamı var. Cem Adrian- yağmur şarkısına dans ettik. Benim çok büyük hissettiğim bir koreografiydi, umarım izleyenlere de büyük hissettirmişimdir. Wow asia  Pole’ography  sınıfımdaki 3. Koreografim Yağmur şarkısı. Üzerinden çok geçsek dahi bu kadar büyük olacağını düşünmemiştim. Uzun zamandır hayalini kurduğum şeylerden biriydi Türkçe şarkıyla pole dans yapmak. Bunu da gerçekleştirmiş oldum. Benimle sahnemi paylaşan Ece ve Pınar’a  yoğun çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. 


Bana bu güzel geceyi yaşama fırsatı veren Wow Classes kurucuları Sevinç ve Zeynep’e,  ve wow asia da elinden gelen her an bize prova imkanı sağlayan Özge’ye buradan teşekkür ederim.

O an içimde yaşadığımı kelimelere dökmek ne zormuş!!
Bir sürü kız kardeşim oldu!

Sahne çok güzeldi. Peki sahne arkası?
Sahne arkasında herkes birbirine destek çıkıyordu. Havada uçuşan kirpikler, ayakkabılar.. Herkes birbirinin makyajlarına, kostümlerinin giyilmesine yardım etti. Sahne de bebeklerim, sahne arkasında elim kolum oldular.


sahne arkası şımarmaları
Bloody Marry


Performans bitimi rahatlığı
Cem Adrian- Yağmur kostümü


Hepsinin annesi kardeşi gelmişti izlemeye. Sahne arkasına koşuyor.. hadi telefon verin de çekelim diyorlardı anneler. Birinin elinde magnezyum, diğerinin elinde su.. çok şen şakrak bir geceydi. Pole dansın bu kadar değerlenmesi beni çok mutlu etti.



Ve kostümler..
Yine bir ilkler diyarına yolculuk.
4 farklı koreografi, 4 farklı kostüm, 14 farklı beden, 14 farklı kadın!
ölçüler 1 ay öncesinden alınsa da kostümler son 8 günde oluştu. Hatta Annecim son 4 gün ve gösteri günü yanımda elinde iğne iplikle bana destek çıktı. Son 5 saat kızlar bile gelip iki dikiş attılar. Bebeklerim!











Tabi arada gözüm çıktı! Kaçan sim olduğundan şüphelendiğim bir etkenden dolayı sağ gözüm sabah kalktığımda diktiğim kıyafetten daha kırmızıydı. Saolsun saniyede facebook doktorlarım, canım arkadaşlarım tavsiyelerle şipşak damlalarla geçirttiler. 


Kızlar!
Her biriniz bana çok güzel anlar yaşattınız. Umarım ben de size yaşatabilmişimdir.



Bu arada Saturday Fever!! Sizin yeriniz ayrı! Benim 4 yakışıklım ve dünya güzeli fıstığım!
Sizde o telaşede beni dışarılara çıkartıp mutlu ettiniz. Kalpler, öpücükler..


Tabi hiçbir Show u adam akıllı izleyemedim. Kafamdaki hesaplar her zaman ki gibi çarşıya uymadı. Erken sahneye çıkmalar, istenilen makyajların yetişmemesi ve daha bir sürü komik pürüz. Her şeye değen bir gece, her şeye değen insanlar! 



Ve beni önümüzdeki bir sene yetecek kadar şımartan tebrikler!
Baktım devamlı mütevazilik yapıyorum. Vaz geçtim! Dedim ‘oh biraz da böyle tebrik et, ay oh bu da çok güzel geldi’.

Benim için çok özel anlardandı. Çıkınca müstakbel kocamla konuştuk. Bizim müsamerelerde erkekler izleyici olamıyor.
 ‘Nasıl geçti?’ dedi bana.
Bir müddet sessiz kaldım, sonra içimden çığlıklar atarak
ÇOK GÜZELDİİİİİ’ dedim.
Güldü.
Seninle gurur duyuyorum.’ Dedi. <3





Elimde içi 2 saat önce kostüm dolu olan boş bavulum, yanımda annem ve tatlı öğrencimle dönüş yoluna koyulduk. Kritik yaptık arabada.. oradan en yakın arkadaşım ve karısının evine geçtik şaraplarımızı alıp. Sabah ettik yine geceyi.. Telaşemiz yerini tatlı bir huzura bırakmıştı.
Eve vardım.
8 günlük hasretin hatırına 3 kedime yatak odasını açtık. Hep beraber uykuya dalmaya çalıştık.. Aklımda hala şarkılar dönüyordu, bu sefer gözümde canlanan sahnelerde gerçeklik ve mutluluk vardı.
Rüyalarınızın gerçekleşmesi dileğiyle



Kostümler hakkında detaylı bilgi almak ve kostüm siparişi vermek için
themoonrita@gmail.com a mail atabilirsiniz.



Sizlerle Yağmur koreografimizi paylaşmak isterim..

https://vimeo.com/154090528